PAYLAŞ
Ahde Vefa, İnsanlık, Merhamet
(Son güncelleme: 1 Nisan 2018)

Ahde vefa, insanlık ve merhamet üzerine, sahabe efendilerimiz zamanından gelen bir kıssayı aktarıyorum. Peygamber efendimizin ahlâkıyla ahlaklanan sahabe, tabiin ve tebeüttabiinden bizlere intikal eden kıssalardan payımıza düşenleri almak dileğiyle…

Ahde Vefa Hikayesi

Hazreti Ömer (Radıyallâhu Anh) bir meclisde sohbet ederken, üç genç, ellerinde bir adam ile huzûra gelirler. Derler ki: “Ey halife, bu aramızdaki kişi bizim babamızı öldürdü; ne gerekiyorsa yerine getir!”

Hazreti Ömer (Radıyallâhu Anh) suçlanan adama dönerek: “Söyledikleri doğru mu” diye sorar. Adam: “Evet, doğru” der. Hazreti Ömer (Radıyallâhu Anh): “Anlat bakalım, nasıl oldu” diye tafsilat ister. Bunun üzerine genç anlatmaya başlar:

“Ben bulunduğum kasabada hâli-vakti yerinde olan bir insanım. Bugün ailemle beraber gezmeye çıktık. Kader bizi bu gençlerin bulunduğu yere getirdi. Hayvanlarımın arasında bir güzel atım vardır ki, bir gören dönüp ona bir defa daha bakar. Hayvana ne yaptıysam bu gençlerin bahçesinden meyva koparmasına engel olamadım. Bunun üzerine babaları evden dışarı hışımla çıktı ve atıma bir taş attı. Atım oracıkta öldü. Nefsime bu durum çok ağır geldi, ben de bir taş attım, babası öldü. Kaçmak istedim fakat beni yakaladılar. Durum bundan ibarettir.”

Allâh’ın Kanunu Önde Gelir

Adamı dinleyen Hazreti Ömer (Radıyallâhu Anh): “Söyleyecek bir şey yok, bu suçun cezası ölümdür, madem suçunu da ikrar ettin.” diye buyurur.

Adam yeniden söz alarak: “Efendim, bir özrüm var. Ben memleketinde zengin bir insanım. Babam rahmetli olmadan bana epey bir altın bıraktı. Gelirken kardeşim küçük olduğu için saklamak zorunda kaldım. Şimdi siz bu cezayı infaz ederseniz yetimin hakkını zayi ettiğiniz için Allah indinde sorumlu olursunuz. Bana üç gün izin verirseniz, emaneti kardeşime teslim eder, buraya dönerim. Bu üç gün için de yerime birini bulurum” der.

Hazreti Ömer (Radıyallâhu Anh): “Bu topluluğa yabancı birisin, senin yerine kim kalır?” Adam ortama bir göz atar, “Bu zat benim yerime kalır…” diye işaret eder. O kişi Amr bin Âs (Radıyallâhu Anh)`dan başkası değildir. Hazreti Ömer (Radıyallâhu Anh) Amr`a dönerek “Ey Amr, adamı duydun” der. O yüce sahabî da: “Evet, ben kefilim” deyince adam serbest bırakılır.

Teslimiyyet Sahibi Ashâb

Üçüncü günün sonunda vakit dolmak üzeredir ama adamdan hâlen bir haber yoktur. Medîne’nin ileri gelenleri Hazreti Ömer’e (Radıyallâhu Anh) çıkarak gencin herhalde gelmeyeceğini, dolayısıyla Amr`ın idam edilmesi yerine, maktülün diyetinin verilmesini teklif ederler. Ancak öldürülen adamın oğulları buna râzı olmaz ve babamızın kanı yerde kalmamalı derler.

Hazreti  Ömer (Radıyallâhu Anh), kendisinden beklendiği üzere, şeraitin hükmü ne ise onu uygulayacağını, adam gelmezse Amr bin Âs (Radıyallâhu Anh)’ın idam edilmesi gerekeğini belirtir: “Babam olsa, yine şeraitin önüne geçemem!” Amr bin Âs (Radıyallâhu Anh) da aynı teslimiyettedir: “Biz de sözümüzün arkasındayız.”

Bu arada kalabalık yarılarak insanların arasından gelen adam görünür. Hazreti Ömer (Radıyallâhu Anh) adama dönerek: “Evladım, gelmeme gibi önemli bir fırsatın vardı, neden hayatına rağmen bu fırsatı kullanmadın?” der. Genç vakurla Hazreti Ömer’e (Radıyallâhu Anh) yönelir: “Ahde vefa etmedi demeyesiniz diye geldim; elbette bu benim için daha hayırlıdır” der.

Dünyada Dünyacı Değiliz

Hazreti Ömer, Amr’a (Radıyallâhu Anhüma): “Ey Amr, sen bu delikanlıyı tanımıyordun, nasıl onun yerine kefil oldun?” deyince Amr bin Âs (Radıyallâhu Anh): “Bu kadar insanın içerisinden beni seçti, insanlık öldü dedirtmemek için kabul ettim” buyurur.

Bu yüksek ahlâk geçidinin üzerine, sıra ölen adamın oğullarına gelmiştir: “Biz bu davadan vazgeçiyoruz, ola ki arkamızdan ‘Merhamet sahibi insan kalmadı’ demeyesiniz.”

Mevlâ Te’âlâ cümlemizi, Habîbi olan Rasûlullâh’ın (Salallâhu Te’âlâ Aleyhi ve Sellem) ahlâkı ile ahlâklandırsın. Âmin.

BİR CEVAP BIRAK

Yorumunuzu ekleyin
Buraya adınızı yazın