PAYLAŞ
Ahmed Cevdet Paşa Kimdir

Ben devletin hizmetkârlarındanım ve küçük rütbede bir adamım. Vükelânın ihtilâfına karışmak bana yakışmaz. Ben herkesle barışığım. Behemehâl bir bayrak altına girmek lâzım gelirse, Beyazıd meydanında br bayrak açıp, yalnızca altında otururum.

Ahmed Cevdet Paşa kendini (fikir yapısını) kısa târifinde bu cümlelere yer vermişti.

Ahmed Cevdet Paşa’nın Hayatı

Mahmut Şevket Ustaosmanoğlu Hoca Efendi ondan “Mecellenin Özü” (زُبْدَةُ الْمَجَلَّةِ) isimli, Mecellenin ilk 100 maddesinin Türkçe anlamına örneklerle yer veren kitabında şöyle bahsetti:

Ahmed Cevdet Paşa, 1823 yılının 26/27 Mart Salı’yı Çarşamba’ya bağlayan gece (Hicrî 13-14 Receb 1238) Osmanalı Devletinin Tuna eyâleti kasabalarından, şidi Bulgaristan hudûdi içindeki Lofça’da dünyaya geldi. Babası Meclîs-i İdâre âzâsından Hacı İsmaila Ağa, annesi Topuzoğlu hânedânından Ayşe Sünbül Hanım’dır.

Ahmed Cevdet Paşa, dedesinin teşvîki ile Lofça Müftüsü Hafız Ömer Efendi’den Arapça okuyarak tahsil hayatına başladı.

Lofça’daki hocalarının arzusu üzerine tahsilini daha da ileri seviyeye getirmesi için 1839 yılı başlarında İstanbul’a gönderildi. Fatih Çarşamba paarında bulunan Papasoğlu Medresesinde bir odacığa yerleşti ve vakit kaybetmeden Fatih Camii’indeki ilim halkalarına devam etmeye başladı.

İsranbul’un ilmî muhitlerinde kısa müddet zarfında kendini gösterdi. Bu arada hesap, cebir, hendese dersleri aldı. İlmî ve edebî cemiyetlere de devam etti.

İstanbul Çarşamba’daki Murat Molla Tekkesi’nin şeyhi Mehmed Murad Efendi’den Mesnevî okuyarak Farsça bilgisi derinleştirdi. Kendisine Mesnevîhânlık icâzeti verildi.

Murat Molla Tekkesi Postnişîni Mehmed Murad Efendi talebelere muayyen dersler verir, belli vakitlerde de Mesnevî-i Şerîf okuturdu.Ahmed Cevdet Paşa da kalan vakitlerini bu zâtın yanında geçirirdi.

Mehmed Murad Efendi, tekkesi civarında bir Dârü’l-Mesnevî binası yaptırdı. Açılışına Abdülmecid Hân Hazretleri de teşrif buyurdular. O gün Şeyh Efendi, eski talebelrinin yanı sıra Ahmed Cevdet Paşa’ya da Mesnevî-i Şerîf okuma icâzeti ile birlikte Kasîde-i Bürde ve Hizbü’l-Bahr okumaya da izin vermiştir.

Ahmed Cevdet Paşa İstanbul’a geldikten dört sene sonra, odalı, maaşlı, birçok hocanın gıpta ettiği Hamîdiyye Medresesi’nin imtihanını kazandı. Henüz 22 yaşında iken Rumeli Kazaskerliğine bağlı Premedi kazâsının kadısı oldu. Ertesi sene de İstanbul Müderrisliğine tayin edildi.

1850 yılında Meclîs-i Meârif-i Umûmiyye âzâlığı (Tâlim terbiye Kurulu Üyeliği)ne tayin edildi.

1867 yılında Maraş, Urfa, Adana vilayetlerinin birleştirilmesiyle oluşturulan Halep Valiliğine tayin edildi. 1868 yılında ise bugün temyiz mahkemesi adı verilen Dîvân-ı Ahkâm-ı Adliyye reisliğine atandı.

1871 yılında Mecelle-i Ahkâm-ı Adliyye Cemiyeti reisliğine getirildi. Cennetmekân II. Abdülhamid Hân, devlete büyük hizmetlerde bulunmuş olan Ahmed Cevdet Paşa’yya Saltanat arabasını göndererek Yıldız Sarayı’na davet etmiştir. Ona “Pederime ve amcama güzel hizmet ettin” diyerek Nişân-ı İmtiyâz ihsân buyurdu. Daha sonra onu Mecâlîs-i Âlîye Nâzırlığına (devlet bakanlığına) tayin etti.

Ahmed Cevdet Paşa 1856 yılında Râbia Adviyye Hanım’la olan evliliğinden, oğlu Ali Sedat, kızları Fatma Âliye ve Emine Semiye adında üç çocuğu olmuştur.

Ahmed Cevdet Paşa’nın Önemli Eserleri

TÂRÎH-İ CEVDET: Osmanlı tarihinin 1774 Küçük Kaynarca Antlaşmasından 1826’da Yeniçeri Ocağı’nın kaldırılmasına kadar olan devresini anlatır.

KISÂSI ENBİYÂ VE TEVÂRÎH-İ HULEFÂ: En tanınmış eseridir. Hazret-i Âdem Aleyhisselâmdan itibaren birçok Peygemberin, İslâm halîfelerinin, Sultan II. Murad’a kadar Osmanlı Padişahlarının tarihinden bahseder.

TEZÂKİR: Bizzat kendisinin de içinde bulunduğu olaylara dair tuttuğu notlardan oluşur.

MUKADDİME-İ İBN-İ HALDÛN: İbn-i Haldûn’un el-İber adlı Arapça tarihinin, birinci cildinden bir faslın tercümesidir.

KAVÂİD-İ TÜRKÎ: Sıbyan mektebleri için hazırlanmış dil bilgisi kitabıdır.

HÜLÂSÂTÜ’L-BEYÂN FÎ TE’LÎFİ’L-KUR’ÂN: Kur’ân-ı Kerîm’in toplanması ve te’lifini anlatan eserdir.

HİLYE-İ SAADET: Hazret-i Peygamberin (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) mübârek vasıflarını anlatır.

MA’LÛMÂT-I NÂFİA: Rüşdiye mekteblerindeki din derslerinde okutulmak üzere hazırladığı muhtasar bir eserdir.