PAYLAŞ

CERN’deki insanlık tarihi için müthiş deneyin bugün gerçekleşmesi bekleniyor. Son dakikada beklenmedik bir gelişme olmadığı takdirde bugün gerçekleşecek deney sonrası yakın ve uzak vadede bugüne kadar sır olan ve hatta varlığı hakkında bilgi sahibi olmadığımız şeyleri dahi öğrenme ihtimalimiz var. Konuya Suna AKAR‘ın gözü ile bakalım. SONSAYFA’da köşesinde kendisi şöyle değinmiş deneye:

Yarın 14 yıllık rüyadan çıkıyoruz. “Big Bang Deneyi” olarak bilinen ve sonuçları çok tartışılan yüzyılın en büyük deneyi, İsviçre-Fransa’da, yerin 150 m altında, 27 km.lik tünelde gerçekleştirilecek. Aslında Big Bang (Büyük Patlama) denenmeyecek, çünkü bu imkansız. Sadece 2 proton hızla çarpıştırılacak ve açığa çıkacak 8-10 saniye ömürlü 2 quark parçacık ile enerjinin maddeye nasıl dönüştüğü çözülmeye çalışılacak.

Amaç; parçacığa kütle kazandıranın ne olduğu konusundaki sınırlı bilgiyi genişletmek ve evrenin yaradılış sırrına varmak.

Büyük Hadron Çarpıştırıcısı (Large Hadron Collider, LHC)’nda, kütlesinin 7 bin katı enerji yüklenen protonlar (p+), saniyede 40 milyon kez çarpıştırılacak. Her çarpışma anı fotoğraflanarak, evrenin oluşumu sırasında kaybolan “Yaratıcının Kara Maddesi (Higgs parçacığı)” bulunmaya çalışılacak. Muhtemelen yaradılışın provası olacak ve  “O” anın modeli fotoğraflanacak. Protonları hızlandıracak 1500 kadar mıknatısın (normalden 90 bin kat daha güçlü) elektromanyetik etkisi, evrenin en soğuk (1,8 Kelvin) yeri olan CERN’deki sistemin özünü oluşturuyor. Işık hızına yakın bir çarpışma hızı elde edebilmek için LHC’nin bazı parçaları, -2710C’ye soğutulacak. Her çarpışmada protonlar 200 km/saat hızla giden 400 tonluk bir trenin darbesine maruz kalacak. Kara madde, ATLAS Dedektörü tarafından tespit edilecek. Bu sırada Türkiye de dahil, 154 merkez kayıt yapacak.

Pekâla, korkulan kara delikler oluşacak mı? İçinde Türk bilim insanlarının da bulunduğu ekip, deneye karşı çıkan grupların endişelerinden uzak. Bunun çok korumalı bir modellemeden ibaret olduğunu, tüm tedbirlerin alındığını belirtiyorlar. Ancak bilimde kesinlik yoktur. Korku, bilimin engeli olamaz ama her an her şey olabilir. Bilinen, sonuçların 2009’dan itibaren alınmaya başlanacağı ve tahmin bile edilmeyen birçok bilgiye ulaşılacağıdır.

Projenin sahibi Avrupa Nükleer Araştırma Merkezi (Center Europeen pour la Recherche Nuklearie, CERN), parçacık fiziği araştırmaları yapan bir laboratuar. ABD’ye karşı güç birliği amaçlı olarak 1954’de kuruldu. Bugün 20 üye ve 80 ülkeden 6500 bilim adamını barındırıyor.

LHC Deneyi’nde devletlerin bir proje kapsamında soyulduğu, nitelikli bilim insanlarının sömürüldüğü söylentisi doğru olsa da, hiçbir çalışmanın boşa gitmeyeceğini düşünüyorum. Meselâ www, yani çağın iletişim ağı olan internet CERN’de keşfedilmişti. Bugün sizlerle bir arada olmamızı CERN’deki bilim insanlarının birbirleriyle iletişim ve veri aktarımı ihtiyacına borçluyuz. Şimdi de, tarihi deney sırasında çok daha hızlı Web Grid kullanılacak ve bundan sonra hayatımıza girecek.

Pekiyi biz neredeyiz?

Zorlukla, sekiz gözlemci ülkeden biri olduk. Gözlemci olmamızın elbette getirisi vardır ancak fizik bilgilerinin tamamı gözlemcilere açılmayacaktır. 40 yıl boyunca uğraştığımız tam üyelik sonuçlanamadan, başta bu işe ömrünü veren Prof.Engin Arık olmak üzere altı kıymetli bilim insanımızı Isparta’daki uçak kazasında kaybettik. Üstelik bilimin  önüne engeller çıkartmaktan başka, varolan değerleri küçümsedik, şikayetledik. Oysa Türk bilim insanlarının yurtdışındaki itibarı sanılandan yüksek. Bilim merkezlerinde Türklere hayranlık duyuluyor. Artık biz de bilimsel politikalar geliştirmeli ve ne olursa olsun, CERN’e üye olmalı, Çin, Hindistan gibi yükselen değerlerle irtibatımızı güçlendirmeliyiz. Yakında Ankara’da CERN’ün yavrusu kurulacak. Yapacak çok projemiz var. Kendi değerimizi farkedip, fırsatları değerlendirmeliyiz. Bunu da ancak kendimiz olarak, kısır hayranlıklardan kurtularak yapabiliriz. Osmanlı’daki gibi bilim ve sanatın merkezi olmamamız için, kendimizden başka bir sebep yok.