PAYLAŞ

Henüz 2 gün evvel bir arkadaş ile Galatasaray’ın muhtemel rakiplerine bakarken Steaua Bucharest’i (Ştau Bükreş) gördüğümde canlanan anılarla 20 sene evveline gittiğimin farkında değildim.

O dönem Galatasaray Avrupa’da her Türk takımının yaşadığı sorunları yaşıyor ve futbolda ilerlemesinin önünde binbir engel oluşturuluyordu. O zamanlar bu her Türk takımının kâbusuydu. Bahsedeceklerim, Türk futbolunun Avrupa’ya açılmasından evvel 1988-1989 sezonunda yaşanıyor. UEFA Kupasının adı Kupa Galipleri Kupası, Şampiyonlar Liginin adı Şampiyon Kulüpler Kupası. Galatasarayda Simoviç, Cüneyt, Uğur, Erhan, Prekazi, Tanju gibi isimler aklıma geliyor.

Sanırım 3. tura geçmiştik. Çeyrek finalden önceki tur. Kur’ada Neuschatel Xamaxs diye adını ilk defa duyduğum bir takım çıktı. İlk maç deplasmanda, 2. maç İstanbul’da oynanacak. İlk maçın ve 2. maçın atmosferlerini, görmeyene anlatmam mümkün değil. İlk maçta taraftar, hakem, saha güvenliğine kadar yapılmayan bırakılmadı. Simoviç kalesinde polis köpeklerinin saldırı tehdidi altında, zaman zaman auta çıkan topları almakta güçlük çekiyordu. Top toplayıcılar işini yapmıyor, atmosferin rakip lehine futbol dışı işlemesine katkıda bulunuyorlardı.

Anlatılamaz bir ortamdı. Maç skoru aleyhimize 3-0 olarak düştü. Bugünün şartlarında iptal edilecek olaylara sahne olan maç hakkındaki itirazlarımız da reddedilmiş, ancak futbolcuların ümidi 2. maça taşınmıştı…tabii bizlerin de. Tarihe kazınan 2. maçta 5-0’lık galibiyet ile turu atlayan takım biz olmuştuk. Sanırım aynı duyguyu bir de UEFA Kupası kaldırılırken yaşadım.

Bir dahaki rakip Çeyrek Finaldeki Monaco oldu. Yanlış hatırlamıyorsam burada 2-1 ve Fransa’da 1-0’lık sonuçlarla geçtik.

Evet, aslında bugün bir çok gencin bilmediği üzere Galatasaray eski Şampiyonlar Liginde yarı final oynamıştı…hem de Türk takımlarının her türlü engele, saha şartları, hakem ve lobiler tarafından maruz bırakıldığı dönemlerde.

Yarı final rakibimiz Ştau Bükreş’ti. George Hagi o zamanlarda Bükreş kadrosundaydı. Sadece Hagi mi ? Petrescu, Lacatus, Stoica, Dimitrescu…

Her neyse…Bükreş bize o zaman dur dedi ve 4-0 / 1-1’lik skorlarla kupaya yarı finalde veda etmemizi sağlayarak finalde de kupayı kaldıran ekip oldu. Ne var ki Türk futbolu da o zamandan bu yana Avrupa’da kendinden söz ettirir duruma geldi ve böylece gelişim süreci de hızlandı.

Diyeceğim o ki; tekrar karşılaşmak 20 sene sonrasına nasip oldu. Belki biraz erken bir turda oldu ama ne yapalım…