PAYLAŞ

İhanet ölmüyor. Hainler her daim ayakta. Elbette hayata dair duruşunu özgüvenle sergileyenler de daima ayakta.

İhanet her karakterde, her psikolojide farklı anlam buluyor. Kimi zaman kişisel, kimi zaman toplumsal etki oluşturan tavırlar ihanetle suçlanırken, aynı tavırların başka değerler taşıyan kimliklerde sıradan  olarak değerlendirilmesi de gayet tabiî bir durum esasında. Çünkü kişiler kendi karakteristiklerine göre etkileniyorlar.

Kimilerinin hiç etkilenmediği, yadırgamadığı davranışlar, kimileri için ihanetin en güzel örneği olarak algılanabiliyor. Kültür farklılıklarında gelenek-görenek-alışkanlıklar ile ilgili tepkiler gibi. Bir el hareketinin kimi toplumlarda güven, kimi toplumlarda küfür olarak algılanması gibi. Birisi için ihanet olarak kabul görecek davranışın, hain görülen kişi tarafından gayet doğal bir tavır  olarak sergilenmesi de bu yüzden belki.

Vatana ihanet, dîne ihanet, eşlerin birbirine ihaneti…bunlar bile kültürel farklılıklarda ayrı anlamlar kazanabiliyor. Halbuki hepsinin temelinde kişisel ya da aynı kültürdeki kişilerin oluşturduğu toplumsal menfaatlerin taciz edilmesi söz konusu. Öyleyse ihanet kişiden kişiye yönünde temelleniyor. İşte bu da kişiler arası seviyede gerçekleştiğinde her zaman anlaşılabilir olmayan bir vasfa bürünebiliyor.

İnsan ihanet etmek için yaşar mı ? Bu pek de yaradılışa uygun olmayan bir durum. Yani ihanet hain için de var aslında. Onun da tacizine müsade etmeyeceği, en azından kişisel değerleri var. Mantık olarak kişilerin ihanet için yaşaması mümkün değil. Bir hainin hayatını hain olarak devam ettirmesinin, hayat felsefesinin ihanet olmasından geldiğini sanmıyorum.

Sizin hayatınızda kaç hain var…ihanetleri neden ? Size ihanet etmiş birisi, kişisel menfaat ya da duyguları taciz edilmemiş bir başka arkadaşınıza göre de hain mi ?