PAYLAŞ
Melih Gökçek ve Kader Ortağı Aziz Kocaoğlu

Yaklaşan yerel seçimler sebebiyle iyiden iyiye siyasi bir Türkiye tablosu oluşmuşken, ülkenin 2 önemli siyasi partisi bazı noktalarda başkanlarına ıstırab çektiriyor. Ankara’da Gökçek’in adaylığı halen açıklanmazken, tüm cenahlarda “bu işkence Gökçek için bile fazla” sözleri duyuluyor. Benzer bir durum ise İzmir’de CHP’nin adayı olması beklenen Başkan Kocaoğlu için geçerli. İki başkan kendinden ve oyundan gayet emin gözükse de liderlerinin onlardan  ne kadar emin olduğu konusunda halk tereddüte düşüyor.

Başbakanın çeşitli kampanyalar karşısında kalan sadece 17 il belediye başkan adayı ile birlikte Melih Gökçek’in durumunu da açıklamamış olması, başka bir ifadeyle henüz Ankara Büyükşehir Belediye Başkan Adayını açıklamaması bir işkence olarak adalandırılıyor. Öyle ki “Allah’ım sen bu işkenceyi düşmanıma bile verme” dercesine AKP karşıtı bazı kimselerin dahi “bu kadarı da Gökçek için bile fazla artık” dendiğini duyuyoruz.

Aslına bakarsak AKP’nin mevcut başarısını korumuş olmasını, biraz da bugüne kadar yıpranan isimlerin aktif görevlerini sonlandırarak kamuoyunda olumlu izlenim almasına bağlıyorum. Tazelenen kadrolar kamuoyunun heyecan ve güvenini de taze tutyor. Bu açıdan baktığımızda aslen siyaset ya da belediyecilik yönüyle başarısız olmayan Gökçek’in yeteri kadar yıprandığı değerlendirmesi yapılbilecektir. Ne var ki Gökçek AKP için aynı zamanda sarsılması zararlı hassas bir nokta gibi Ankara’nın başında duruyor. Bu açıdan baktığımızda parti olarak başkanın ardında durulmasının siyasi açıdan bir güven gerekliliği olduğunu düşünmek gerekli.

Belediyeciliği ile bir oy potansiyeline sahip Gökçek Ankara’da AKP’den daha güçlü bir isim gibi görünüyor. Handikapın diğer ucu da bu galiba. Yani Karayalçın gibi kendi oyu olan bir adayın karşısına sadece parti olarak çıkmak pek mantıklı görünmüyor. Bu durumda Gökçek’in yokluğunda yitirilecek Ankara ile Gökçek’e sahip çıkmış bir AKP arasında siyasi oy bütünlüğü açısından büyük fark oluşacak diye düşünüyorum. Neticede AKP, anayasal sürece %5 eksilme tehlikesiyle gözucuyla bakan bir mecliste bulunduğunu unutmadan, belediyecilikte de siyasi güçlülüğünü korumalı.

Hal böyle iken Gökçek’in Ankara’nın başında 4. adaylığının açıklanacağını ve böylece tekrar fırsat bulunamayacak en büyük siyasi meydan okumanın da gerçekleşeceğini sanıyorum. Bence Gökçek yine Ankara’da aday. En azından böyle olmalı.

CHP ise İzmir’de her zamanki gibi solun güçlü ismine verilecek oylarla belediyeciliği götüreceğe benzer. Bu açıdan çıkacak isim aslında belediyeyi kazanma adına pek de önemli değil. Kaldı ki Kocaoğlu belediyecilik adına dikkat çekici işler yapmış da değil. İzmir’de bu sene Belediye Meclisinda kıran kırana bir mücadele olmasını bekliyorum. Bakalım AKP geçen seçimlerde olduğu gibi Belediye kadar kuvvetli bir meclise sahip olabilecek mi İzmir’de.

Durumlar ne olursa olsun gerçekten iki olası adaya da haksızlık edilerek ıstırap çektirildiğini düşünüyorum. Ha bugün ha yarın, ha haftasonu ha haftabaşı derken şu isimler bir an evvel açıklansa hepimiz için daha iyi olacak. Hiç yoksa stresimiz azalacak diyor ve yılın sonunda sizleri hayırlar temennisiyle selamlıyorum.

Yeni yıl ile hayırlar gelsin.