PAYLAŞ
Ergenekon, perincek, pkk, terör, siyaset

Daha uzun süre bizler için iyi bir meşguliyet olacak gibi gözüken Ergenekon’dan her gün yeni bir sıradışı haber alıyoruz. Artık duyduklarımız sıradışı mı yoksa biz mi sıranın dışında kaldık bilmiyorum. Bu yasadışı şey öyle bir hal almış ki artık terörü de içinde, çıkarı da. Her türlü cezai tanıma uyabilecek, hikayesinden bir ceza yasası kitabı yazılabilecek duruma gelmiş. Türkiye, tarihinin bu en büyük kanunsuzluğu ile mücadele etmeyi göz almışken, herkes de bir uzundan faydalanmaya çalışıyor. Elbette en büyük rant siyasette ve dolayısıyla siyasiler için. Aslında hem sıradışı hem kuraldışı hem anormal o kadar çok durum göze çarpıyor ki.

  • Soruşturma süreci o kadar ortada işliyor ki bir ifade savcıya ulaşmadan anahaber bültenlerine düşüyor. Bu elbette hükümetin bundan siyasi olarak faydalanmasını sağlıyor.
  • Hukuki sürece bu şekilde işlendi mi bilmiyorum ama sadece 2 ulusal kanalda bu yasadışı oluşumdan ETÖ diye bahsediliyor. Hatta bu öylesine ezberletilmeye çalışıyor ki “Örgütün adı: ETÖ Ergenekon Terör Örgütü” gibi ilkokul derslerine benzer başlıklar atılıyor, her fırsatta etö, etö, etö deniyor. Böyle örgüt ismi mi olur. Komedi.
  • O kadar hafif şeyler için o kadar ağır isimler gözaltına alınıp ifadelerine başvuruluyor, evleri alınıp bilgisayarlarına el konuluyor ki kamuoyunda taraftarlar dışında bu sürece inanç neredeyse yok.

Ergenekon davası aslında gayet iyi başladı bence. Ancak sonradan sonraya, bir yerlere varılmasının zaman alınacağı anlaşıldıkça boşluklar birşeylerle doldurulmaya başlandı. Bundan en çok faydalanan siyasi muhalefet olunca iktidar da böyle bir süreçten nasıl faydalanabileceğini daha iyi anladı sanki. Yani İbrahim Şahin’in alındığında gömülü silahların yerinin evinde bulunan bir krokiyle belirlenmesinin, bir komik bir de trajikomik iki ihtimali olabilir. İlki Şahin’in “alın lazım olur, ben de iyi hal alırım” diye düşünmesi ya da Türkiye’nin her yerinde o kadar çok gömüsü var ki, yer bulmak için ihtiyaç duyduğu krokilerden birini saklayamamış olması. Sen tonla silahı sakla, krokiyi saklayama…hem de bir istihbaratçı olarak.

Çelişkiler, zorlama sebepler, yandaş tv.lerde derleme haberler inancı nasıl da zayıflatıyor düşünemiyorlar mı anlayamıyorum. Halbuki başta ortaya konan 2.500 sayfalık iddianameden sızan notlar, ortaya çıkan gerçek adi ilişkiler böyle bir örgütün varlığını açıkça ve dehşetle ortaya koyuyor. İki dönemdir siyasette aktif rol oynayan askerin bu operasyonlara açıktan açığa göz yumması, yani aleyhte konuşmaması, imalarda bulunmaması, hatta süreci kolaylaştırıcı imkanlar sunması ve iç soruşturmalarla desteklemesi de aynı dehşet verici gerçekliği ortaya koymuyor mu ? Ha tabii, askeri gözaltına alınırken iyi adam, ses çıkarmadığında kötü adam olarak niteleyen son dönem CHP zihniyetini burada hiç anmamak lazım.

Şu bir-iki senelik zaman zarfında bazı başka anormal şeylerle de karşılaştık.

  • Gözaltına alınanların sorgularda bazı şeyleri reddetmek yerine yaptığını hatırlamadığını söylemesi gibi hafıza kayıplı kişilerle çok karşılaşır olduk. Yapıyorlar ya da yapmıyorlar, bir türlü hatırlayamıyorlar. Balık hafızalı sanıklar. Hani çok mühim şahsiyetler.
  • Sorgularda kendilerine yöneltilen sorulara “yaptım ama şu şekilde yaptım, asla bu şekilde yapmadım” diyenlerden geçilmiyor. Bir fiil yasada tarif edildiği şekliyle ikrar edilmezse bu işten kurtulurum sananlar var. Halbuki suçun oluşmasına dair kanıt ve ifadeler birlikte değerlendirilecek. Kurtuluş ifadelerde bitmiyor.
  • Herkes hastalanıyor. Türkiye’nin en sağlam(!) adamları hastalanıp doktorla tanışıyor.
  • Cevap verirken konuyu anlamsız başka yere taşıyanlar var. Sorular cevaplanamıyor, ifadeler gereği gibi alınamıyor. Sanıklar gökten inecek bir kurtarıcı ile süğrecin tamamlanmasınıumuyor.
  • Soruşturmaya takılan herkesin “Atatürkçüyüm” demesi. Bir sen mi kaldın kardeşim Atatürkçü. Bugüne kadar Atatürkçülük diye ADD’ye gidip gelmekten başka ne yaptın diye soran olsa çok sevineceğim. Atatürk hayatta olsa senin kellen yerinde durur muydu acaba.
  • Muhalefet kutuplaşmayı arttırmak için hiç çekinmeden yargı sürecine müdahale ediyor. Lakin süreçle ilgili yasal bir adım atmayı düşünmüyor, sadece ortalık karıştırıyorlar. Yargı sürecine sürekli müdahale eden bir sol partiyi de böylece görmüş olduk.

Bu arada ergenekon sebebiyle hükümete yüklenmek üzere bazı yeni isimler de popülerize ediliyor. İşte Erdal Sarızeybek. Halbuki halefi, hem de siyasete yeni girmiş Pamukoğlu Paşanın bu konularda sesi çıkmıyor. Ne tür menfaatlerin ortada döndüğüne bence güzel bir örnek teşkil ediyor.

Geçen gün televizyonda halka mikrofon uzatmış ergenekonu soruyorlar, çoğu hükümet uydurması diyor. Kalanlar da destek verirken 28 Şubat’ı, Menderes’i falan karıştırıyor konuya. Velhasıl halk cahil. Haklı değiller ama bu ortamda o şekilde fikir sahibi olmalarına hak veriyorum. Bunda hükümetin de payı var. Kantarın topuzunu kaçırmak diye bir deyim var malum. Kantar dediğimiz tartı aleti topuzunun uygun yerde tutulmasıyla doğru ölçer. Hiç gördünüz mü bilmiyorum. Halen bazı ezcanelerde bulunan boy ölçer tartıların tartma şekli de budur. Kantarın topuzunu kaçırmak deyimi, yapılan bir işi ayarını becerememek manasına geliyor. İşte siyasi erk de öyle, kantarın topuzunu kaçırdı kaçıracak.

Şu ergenekon dedikleri şey evet var…ama süreç tamamlanana kadar arada kimler, neler kaynar Allah bilir.