PAYLAŞ
Müslüman Erkeğin Eşi Hanıma Muhabbetname Mektubu

Efendisinden Hanıma Muhabbetname…

Kimi zaman en küçük bir sevgi, hattâ saygı cümlesi, hattâ birkaç kelimenin, o aile binâını nasıl da kuvvet ve huzûrda tutacağını bilmiyoruz. Bilakis zayıf ve korunaksız bir ilişki riskini almaya cür’et ediyoruz. Eşlerin, birbirlerine karşı tutum ve durumlarını, İslâmî aile yapısı çerçevesinde görmeyip, yalnız gençlik aşkı zâviyesinde hapsettiklerinde, onun zaman zaman dalgalı ve nâçiz duvarlarından taşan şeytâniyyet ve nefsâniyyetin kendilerini nasıl zehirlediğine şahit oluyoruz.

Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretleri, İstanbul’da bulunduğu sıralarda hanımına bir mektup yazarak, hem ona olan aşkını, özlemini, verdiği kıymet ve yerini ifade ederken, hem de belki onun kendisine olan aşk ve özlemini diri ve serin tutmayı amaçlamış, kalemini bu yönde oynatmıştı. O kağıdı mürekkebiyle belki bir miktar bu yönde süslemişti.

İşte o hanıma muhabbetname yazısı.

Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretlerinin Zevcesine Mektûbu

İzzetli, hürmetli, muhabbetli, hakikatli, hatırlı, gönüllü, hizmetli, sabırlı, ma’rifetli, akıllı, gayretli, şefkatli, güzel yüzlü, şirin sözlü, melek huylu, çelebi kollu, nazik elli, ince belli, şirin yıldızlı, oğlumun annesi, gönlümün canânesi, inci danesi, hatunum ve kadınım Züleyha Hanım huzuruna:

Candan selâmlar ve gönülden dualar edip ol mülayim hatırın kat kat sual ederiz; Allâh’ın (celle celâluhû) birliğine emanet veririz.

Benim küçük kadınım, benim âşık paşam, benim gözüm, benim sırdaşım, benim dervişim, benim emektârım; ne keyiftesin, ne haldesin, ne demdesin, neylersin, nişlersin, iyi misin, hoş musun? Allâh (Te’âlâ) mu’inin olsun. Hakk Te’âlâ canına sağlık, gönlüne hoşluk versin. Rabbim seni bana bağışlasın; bir dahi dünya gözüyle görüşmek müyesser eylesin, âmin.

Aceb cihanda senin gibi var mıdır? Hiç fikrimden gitmezsin, böylece âyan gönlümde durursun. Benim nazik âşıkım, senin için her yerde dualar ediyorum. İnşâallâh tez vakitte avdet edeyim, seninle diz dize verelim de güzel dualar ve kitaplar okuyalım.

Bir küçük kız gördüm, hemen sana benzettim, selam-sabah ettim, sesi dahi sana benzerdi. Senin hatırın için sokak ortasında yarenlik edip ahvâlini sordum. Bir ihtiyar annesi varmış hasta, ona ekmek götürürmüş. On akçe para verip sevabını sana bağışladım.

Allâh-ü Te’âlâ senden râzı olsun. Zira ben senden yer gök dolusu râzıyım. Allâh (Celle Celâluhû), (oğlumuz)Şeyh Osman’ı bize bağışlasın, âmin yâ Erhamürrâhimîn. Dahi ben kimsenin fikrinde ve hayalinde değilim. Bu muhabbetnâmem boş gelmesin deyû bir bürüncük gömlek irsal olundu, şimdilik ma’zur olsun. İnşâallâh va’demiz tamâmında Padişah efendimizden destur alırız ve gelip size kavuşuruz. Sizinle ol kadar çok sözlerim vardır ki; bir ay yazsam tükenmez…