PAYLAŞ
Necdet Yazar ve Gönül Yazar

Gitti bir koca çınar daha. Yaklaşık 85 yıllık hayatı, rengarenk geceler ve orada parlayan yıldızlarla ve Türk Sanat Müziği ile doldu. Hem bir sanatçı hem işletmeciydi. Eskiden gazino denince akla ailelerin geceleri sosyal faliyet gibi gittikleri bir çok kaliteli işletme gelirdi akla. O kulüplerde Türk Sanat Müziğinin en iyileri sahneye çıkardı. Müzeyyen Senar, Bülent Ersoy, Gönül Yazar…her bir gece bir ziyafet olur, ne naralar atılır ne de herhangib başka bir terbiyesizlik ya da görmemişlik sergilenir, sadece sanata ve sanatçıya büyük saygı içinde bir yandan yemeğinizi yer bir yandan da kulak ziyafetini çekerdiniz.

Necdet Yazar işte bunların içinde anlamını en iyi verenlerden Ankara Şato Yazar ve İzmir (Fuar) Göl başta olmak üzere bir çok işletme çalıştırdı.

Bugünlere göre henüz genç delikanlı ama bir işletmeci iken zamanın taş bebeği Gönül Yazar ile bir radyo yarışmasında tanıştı. Taş bebek demişken, Gönül Yazar’a taş bebek isminin yakıştırılmasına sebep olan o dönemine bir resim ile değinmekte de fayda var sanıyorum. Necdet amcamın Gönül Hanımla evlendikten sonra aile efradına gönderdiği resimlerden biri. Yakışıklı adamdı vesselam.

O zaman Gönül Hanım sadece görenlerin “ne güzel kız” diyerek akıllarında yer etmek dışında bilinen, tanınan bir isim değil, Türk Sanat Müziği ile ilgilenen sıradan vatandaştı.  Bir radyo yarışmasına başvurarak orada Necdet Yazar ile tanışması Gönül Hanım’ın Yazar soyismini alarak hayatının bundan sonraki zamanının şekilenmesine sebep olacaktı. Gönül Yazar 1,5 yıl kadar evli kaldığı Necdet Yazar’dan sadece soyismini almakla kalmadı, onun vizyonu, kalitesi ve çevresinden de Türkiye’nin dönemsel olarak önde gelen icracılarından olma payesini çıkartabildi.

 

Sanırım yaklaşık 20 yıldır mücadele ettiği parkinson hastalığından bir türlü kurtulamayan Necdet Yazar hayatın ucunu asla bırakmadı. Tamamen elden ayaktan düşmesi dahi onu meşgalelerinden uzaklaştıramadı. Yine de her sabah kuşlarla uyandı, Allah’ın ona bahşettiği nefesin hakkını verdi. Tekerlekli sandalyesi ve hizmetlileri ile işinin başına gitti, mesaisini tamamladı ve ondan sonra evine döndü. Son nefesine kadar “yaşayan” bir insan oldu.

Necdet Yazar’ı kaybettik. O bir koca çınardı. Çınar ayakta ölür diye bir söz var…giderken yalanlamadı.

İki not düşelim; kendisi asla alkol almazdı. Emel Sayın’ın ilk sahnesi yine Necdet amcamın bir gazinosuydu.

Hayır kendisiyle sürekli falan görüşmüyordum…ama ailenin bir ferdiydi. Bizimkiler daha çok üzüldü elbette. Allah taksiratını affetsin. Birkaç gazete yazısı, birkaç sanatçı ve işletmecinin televizyonda veda konuşmasını izlerim. Safiye yengeye sabırlar diliyorum.