PAYLAŞ

Hürriyet muhabiri Sebati Karakurt ile Sorumlu Müdür Hasan Kılıç ve Yazı İşleri Müdürü Necdet Tatlıcan 2004 yılındaki bir haber sebebiyle PKK propogandası yapmaktan ceza aldılar. 40.000 cana mâl olan PKK teörörünün propogandasını yapmak 40.000 cana mâl olmaktan ne kadar farklı bilinmez…üstelik ulusal bir gazete üzerinden. Bu öyle 3 kişinin göreceği afişleme, 5 kişinin duyacağı slogan atma, 100 kişinin şahit olacağı gösteri düzenleme falan değil. Hürriyet gazetesinin, üstelik Pazar günü verdiği bir haber ile yapılan propoganda.

Şimdi bakalım demokratikleşme ve AB sürecinde nasıl bir gelişme sergilemişiz, ne kadar medenileşmişiz.

Eskiden terör örgütleriyle ilişkilendirilmiş suçlara ait yargılamalar DGM’lerde görülürdü. DGM’ler (Devlet Güvenlik Mahkemeleri) 3 hakim tarafından idare edilir ve yanlış hatırlamıyorsam en az 2 hakim asker olurdu…beki de tamamı. DGM’ler bu askeri yapısı sebebiyle uyum sürecinde kapatılarak yerini özel yetkili mahkemelere bıraktı. DGM’ler sadece terör değil, organize suçların bir çoğunda yargılama yapmaktalardı. Bir suçu teşekkül halinde işliyorsanız, yani 3 ya da daha fazla kişi suç işlemek için organize olduysanız devreye DGM’ler giriyordu. 

Terörle ilişkilendirilmiş yargılamalar Terörle Mücadele Kanunu kapsamında yapılıyordu. Belki halen böyle bir kanun vardır…bilemiyorum. Ancak kapsamının değiştiğpinden eminim. Terörle Mücadele Kanunu, TCK’na ek olan bir kanun. TCK’da belirlenmiş yargılanması gerekli bir cürümün terör sınıfında işlenmesi durumunda bu kanun maddeleri TCK’ya ek olarak etki ediyordu. Kanunda bazı özel maddeler de mevcuttu.

O zaman bir duvara terör propogandası yapan bir ilan, afiş ve benzeri şey yapıştırsanız cezası gayet net 3 yıl 6 ay; cazanın infaz süresi 2/3 şeklinde uygulanıyor, dolayısıyla hem izinsiz afişleme cezası terör vasfı taşıdığı için ceza miktarı açısından, hem de cevzaevine girecek hükümlünün cezaevinden iyi halde çıkma süresi açısından ağırlaştırılmış oluyordu. Cezanın ertelenmesi ya da başka şekilde infazı mümkün olmadığı gibi bu hükümlüler sadece kapalı cezaevlerinde ve “ağır ceza” sınıfında cezalarını çekiyorlardı. O zaman TCK’ya göre iyi halde çekilecek ceza, alınan cezanın 2/5’i nisbetindeydi.

Yüzeysel bu bilgi şimdi yeterli olacaktır.

Gelelim günümüze. Birkaç kişinin görebileceği, geceyarısı ya da sabaha karşı sakinliğinden faydalanılarak, kuytu köprü ayaklarına yapılan terör propogandası içerikli afişleme gibi bir suç nerede, Türkiye’nin en çok satan 2-3 gazetesinden birinde, üstelik en çok satılan haftasonunda (pazar günü) yapılan propoganda nerede.

Pekiyi ya bu bahse konu olayın cezası ne oldu ? 

Demokratik Türkiye’de, insan hakları açısından gelişen, iyileşen Türkiye’de 40.000 cana mâl olan terörün propogandasını yapmak 1.000 gün cezaya karşılık geliyor. Hemen de “çok farketmemiş” demeyin. Cezaların ertelenmesi, paraya çevrilmesi gibi düzenlemelerde de çok büyük yol katettik. Bu 1.000 gün ceza, terör propogandası yapanların sosyal konumu göz önüne alınarak önce paraya çevriliyor, ardından para cezası suçun basın yoluyla işlendiği değerlendirilerek katlanıyor, ardından da yine suçluların toplumdaki konumu göz önüne alınarak 24 taksite bölünüyor.

Verilen cezalar birine 40.000 YTL, diğerine 20.000 YTL ve bir diğerine 20.000 YTL. Hemen bölelim. Biri ayda 1.667 YTL ödeyecek, diğerleri 833’er YTL. Buyrun, terör propogandası yapmanın maliyeti günümüzde bu. Hürriyet’in 2007 yılı Pazar günleri ortalama baskı sayısı 750.000 – 800.000.

Muhabir günde 56 liraya, idarecisi ise 27 liraya durumu kurtardı. Şimdi bir de günlük bu rakamı tiraja bölelim diyeceğim…her bir gazeteden ne kadar bütçe ayıracaklarını görmek için; her 1.000 gazete satışından 3 kuruş ayırmak kâfi.

Ne kadar demokratik ve insan haklarına duyarlı, ifade özgürlüğüne müsamahalı bir ülke olduk.

Gurur duydum.

Yalnız 40.000 can ölmedi. Kendi hesaplarını sizden kendileri soracaklar; emin olun.


Bir not daha düşelim; neyin haber olduğu neyin olmadığı ve haber değeri olan bir şeyin yayınlanması gerekliği konusunu daha yakın zamanda “ne güzel de gündeme getiren” Hürriyet ve gurubu tabii bu konuya hiç değinmedi.