PAYLAŞ

Bir şeyi yanlışlıkla yazmak ile hatayı benimsemek arasında fark var. Dilin yozlaşması ve kültürün erimesine sebep olan şey, hataların benimsenmesidir. Az evvel “yanlışlıkla” yazarken, yanlışlıkla “yanlışlıkya” şekilinde yazdım ve düzelttim. Bunu farketmeyebilirdim. Bu bir sorun da olmazdı.

Bir şeyi yanlışlıkla yazmak ile hatayı benimsemek arasında fark var. Dilin yozlaşması ve kültürün erimesine sebep olan şey, hataların benimsenmesidir.

Az evvel “yanlışlıkla” yazarken, yanlışlıkla “yanlışlıkya” şekilinde yazdım ve düzelttim. Bunu farketmeyebilirdim. Bu bir sorun da olmazdı. Ancak bunun yerine ben “fark var” yerine “fark war” yazsaydım ve yine dediğim gibi farketmeyerek bu yazıyı kaydetseydim, kimse “yanlışlıkla yazmış” demeyecekti. Zira “v” yerine “w” yazmak, “k” yerine “q” yazmak bir yanlışlık olamaz. Bunlar olsa olsa hatayı kanıksama ve benimsemedir.

Hiç birimiz dilbilimci değiliz, eğitim sistemimiz de mükemmel değil. Ancak yine de zorunlu eğitimde öğretilenler bunlar değil.

Benim 12 yaşında bir yeğenim var. Aynı sorun onda da baş gösterdi. Nedeni ne biliyor musunuz? İşte bu msn dediğimiz, internet dediğimiz tabandaki beş para etmez uygulamalar ve onları hoş gösterme çabaları.

Kimse karşısındakiyle konuşurken q ya da w kullanmıyor, kimse sesli olarak slm ya da mrb demiyor.

Bizden daha evvel ABD gençliğinde başgösteren bu hastalık, eğitim sistemindeki yetersizlik ile ortaya çıkan sokak kültürüyle geliyor. Bu durum -o çok edebî bildiğiniz- İngilizler’de de ortaya çıkıyor.

Farklılıkları olmayan, farklılaşacak meziyetler edinemeyen, fark oluşturacak eğitim ve kültür değerlerinden yoksun toplum, farklılaşmak için diline ithal edilen kelimeleri kullanıyor, kırpıyor, biçiyor.

Bunun neticesinden bir yandan kelimelere verilen anlamlar yitiriliyor, anlamlar yitip gittikçe iletişim kopukluğu kişilerden başlayarak toplumun uzlaşmaz bir yapıya bürünmesine sebep oluyor. Bu, gerçekten büyük ve karşı konulması bir zinrin halkalarıdır. Bu zincir oluşmadan bilinç oluşmalıdır.

Bir kültürü zedelemenin en iyi yolu o kültürde kullanılan lehçeler ve dile tesir etmektir. “Hadi canım, sen de başımıza uzman kesildin” diyebilirsiniz. Ben ne sosyolog, ne dilbilimci, ne siyasetbilimciim. Bir konu hakkında fikir sahibi olmanız için ille de o konuyu tecrübe etmeniz gerekmemeli. Savaşın neticelerini kestirebilmek için savaşmanız şart olmamalı. Bu tecrübeyi edinmiş olanlardan faydalanmak büyük nimet değil mi ?

Kültürel yozlaşma ve bunun yöntemleri daha evvel harfiyen uyacak adımarla her yerde uygulanmış. Bir çok örneğini görmemiz mümkün. Güney Amerika ülkeleri, Afrika’nın bir çok bölgesi, Orta Asya, Doğu Avrupa…

Malesef, Türkiye için bu konularda konuşurken, anlattıklarımızın adına “komplo teorisi” diyenlerle mücadele etmemiz gerekiyor. Halbu ki her biri adım adımdaha önce bir çok ülkede uygulanmış sinsi bir planın parçasıdır. Bu sinsi plan meyvelerini son 5-10 ylda falzasıyla veriyor.

Meyve mi dedim ? Evet meyvelerini veriyor. Bugün ithal kelimeleri kullanmakta ısrar edenler, olmayan kelimeler ile dilin çürümesine seyirci kalanlar, bundan rahatsız olmuyor ve hatta dile getirdiğinizde sizin gereksiz hassasiyetlerle boş vakit geçirdiğinizi düşünüyorsa, bu meyve verilmiş demektir.

Bugün yabancı eğitimi ile yabacı dille eğitim tartışması hâlâ bir kısır döngü gibi ortada kalıyor ve ehemmiyetini kaybediyorsa bu meyve verilmiş demektir.

Bugün ilköğretim 6. sınıfta hâlâ merâmını kendi dilinde ifade etmekte zorlanan çocuklarımızı fazlasıyla görüyorsak, her ne olursa olsun ilköğretimde de ortaöğretimde de diploma veriyorsak ve bu eğitimini esasında tamamlayamamış gençlerimiz sadece bir tercih yapabilmek için senelerce ek eğitim hizmetleri alıyorlarsa bu meyve verilmiş demektir.

Bugün eğer sadece imlâ kurallarından bile “nasılsa internetteyim” diyerek feragat ediyorsak, bu meyve verilmiş demektir.

Uzar gider…kısası var:
Dilinize sahip çıkın
Bu dil, bu kültür senin;
Bu dil, bu kültür sensin !

Kimliğinizin ne olacağına karar verin arkadaşlar !

Perşembe, 8 Kasım 2007