PAYLAŞ
Beyaz Sarık Sarmak

Cafer el-Kettânî, sarık hakkında yazdığı “ed-Diâme” isimli geniş ve değerli eserinde, sarık renklerinden en faziletli olanın beyaz renkli sarık takmak olduğunu ifade etmiştir. O, bunu birçok hadisin umumuna ve birçok  âlimin de ifadelerine dayandırmıştır. Biz hadisleri daha geniş ve derli toplu olarak buraya aldıktan sonra O’nun sözlerinin çoğunu buraya almak istiyoruz.

El-Kettanî’nin adı geçen “ed-Diâme” isimli eserinde hülâsa olarak şöyle denilmektedir:

Sarık renklerinden efdal olanı beyazdır. Çünkü elbise hakkındaki hadislerin umumu (geneli) beyaz rengin diğer renklerden efdal olduğunu göstermektedir.

Kettânî, aşağıda geniş olarak alacağımız rivâyetlerden birkaçını zikrettikten sonra öz olarak şöyle devam etmiştir:

Bu hadislere Efendimiz Ï’in  siyah sarık giymesine ve meleklerin ona siyah ve sarı sarıklar ile inmesine dair olan rivayetler ve deliller ters düşmemektedirler. Çünkü bunlar hale münasip maksatlar ile değişik vaka’lardır ki; sözü edilen beyazın en faziletli olduğuna dair hükmü ortadan kaldırmazlar.

Allame Münâvi, “Şerhu-Şemail’de” şöyle demiştir:

Efdal olan sarığın renginin beyaz olmasıdır. Mustafa Ï siyah sarık takması ve meleklerin çoğunun Bedir gününde sarı sarıklarla inmesi buna zıt düşmez. Çünkü bu, hususan(özel olarak) o makamın gerektirdiği maksat ve maslahatlar sebebiyledir. Nitekim bazı büyükler, bunu böyle açıklamışlardır. O yüzden, (Efendimiz Ï ve meleklerin siyah sarık sardığına dair rivayetler) yaşarken ve ölüyken beyaz elbise giymenin en hayırlı bir renk olmasına  dair gelen sahih emir ve haberlerin umumuna (geneline) ters düşmemektedir. (Münavinin Sözü Bitti.)

Dürrü’l-Ğamâme’de şöyle denilmiştir:

Sarık renklerinde en efdal olan beyaz renktir. Nebî Ï’in siyah sarık sarmasının ve Bedir gününde meleklerin sarı sarıklar ile inmesinin sahih sened’lerle gelmesinde açık olan odur ki; bu o güne mahsus bir hikmet sebebiyledir. O hikmet de Müslümanlar için, yakın zamanda düşmanlarına karşı yardım göreceklerine dair sevinç alametlerinin ortaya konmasıdır. Zira sarı renk’te ferahlandırma ve sevinç bulunduğuna şu ayet-i celile şahittir: “Bakanları sevindirir”.[1]

Sarı giymekte bu hikmetin bulunduğunu gösteren delillerden birisi de meleklerin bazılarının siyah bazıların da beyaz sarıkla olmalarıdır. Nitekim bir rivayette böyle gelmiştir.

Tuhfetul-Muhtac Bi Şerhi’l-Minhac isimli eserde şöyle denmiştir:

Entaride efdal olan pamuktan olmasıdır. Sarık, taylesan, rida, izar ve başka diğer elbise çeşitlerinin de buna katılması gerekir. Bunu, yünlü giymek takip etmektedir. Çünkü pamuklu hakkında bir hadis, yünlü hakkında da iki hadis gelmiştir; ancak birincisi ikincisinden daha kuvvetlidir. (Son)

Aynı kitapta yine şöyle denmiştir:

Sarığın renginde efdal olan beyazdır.

Hadislerin hiç birinde Nebî Ï’ in beyaz sarık taktığına dair açık bir ifade görmedim. Şu kadar var ki; ulemanın kelâmından ve Nebî Ï’ in beyaz rengi çoğu hallerinde diğerlerine tercih etmesinden ilk akla gelen çoğu zaman ve bilhassa cumalarda, bayramlarda ve toplantılarda beyaz  sarık takmasıdır.

Sonra Allâme Sabban “İs’âfur-Râğibîn Fi-Siretil-Mustafa ve Fezâili Ehlibeytihi’t-Tahirîn” isimli kitabında şu ifadeleri kullanmaktadır:

Nebî Ï, beyaz, siyah ve sarı sarık takmıştır; ama çoğu zaman beyaz takmıştır. (Sabban’ın Sözü Bitti).

Allah È en iyisini bilir.

(Kettânî’den nakil son buldu.)

Abdurrezzak, Ahmed İbni Hanbel, Nesâî, Taberânî, Hâkim ve başkaları Semure İbni Cündüb Ì’dan Rasûlüllah Ï’in   şöyle buyurduğunu rivâyet ettiler:

عَلَيْكُمْ بِالْبَياضِ مِنَ الثِّيَابِ فَلْيَلْبَسْهَا أَحْيَاؤُكُمْ وَكَفِّنُوا فِيهَا مَوْتَاكُمْ فَإِنَّهَا مِنْ خَيْرِ ثِيَابِكُمْ

“Elbiselerden beyaz olana yapışın, onu dirileriniz giysin ve onunla ölülerinizi kefenleyin; zira elbiselerinizin en hayırlı olanlarındandır.”[2]

Ahmed İbni Hanbel, Semure İbnu Cündüb Ì’dan Rasûlüllah Ï’in şöyle buyurduğunu rivâyet etti:

اِلْبَسُوا الثِّيَابَ الْبِيضَ وَكَفِّنُوا فِيهَا مَوْتَاكُمْ فَإِنَّهَا أَطْهَرُ وَأَطْيَبُ

“Beyaz elbiseler giyin ve ölülerinizi onlarla kefenleyin; zira onlar en temiz ve en iyidir.”[3]

Ahmed İbni Hanbel, Semure İbnu Cündüb Ì’dan Rasûlüllah Ï’in şöyle buyurduğunu rivâyet etti:

عَلَيْكُمْ بِهَذَا الْبَيَاضِ فَيَلْبَسُهُ أَخْيَارُكُمْ وَقَالَ رَوْحٌ فَلْيَلْبَسْهُ أَحْيَاؤُكُمْ وَكَفِّنُوا فِيهِ مَوْتَاكُمْ فَإِنَّهُ مِنْ خَيْرِ ثِيَابِكُمْ

“Bu beyaz elbiseye yapışın, onu hayırlılarınız giysin”

Râvî Ravh şöyle rivayet etti:

“Onu dirileriniz giysin; ölülerinizi onunla kefenleyin; zira o elbiselerinizin en hayırlı olanlarındandır.[4]

İbni Mâce, Semure İbni  Cündüb Ì’dan Rasûlüllah Ï’in  şöyle buyurduğunu rivâyet etti:

{ إِلْبَسُوا ثِيَابَ الْبَيَاضِ فَإِنَّهَا أَطْهَرُ وَأَطْيَبُ }

“Beyaz elbiseler giyin; zira onlar daha temiz ve daha iyidir.”[5]

Hatta,Efendimiz Ï’den beyaz sarık hakkında merfu rivayetler de gelmiştir:

Hâkim, İbni Ömer Ò ‘dan şöyle rivâyet etmiştir:

وَأَصْبَحَ عَبْدُ الرَّحْمَنِ قَدْ إِعْتَمَّ بِعِمَامَةٍ مِنْ كَرَابِيسَ سَوْدَاءَ فَأَدْنَاهُ النَّبِيُّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ ثُمَّ نَقَضَهُ وَعَمَّمَهُ بِعِمَامَةٍ بَيْضَاءَ وَأَرْسَلَ مِنْ خَلْفِهِ أَرْبَعُ أَصَابِعَ …

“…. Ve Abdurrahman kara ham keten bezinden sarık sarmış olarak sabaha çıktı. Nebi Ï onu kendine yaklaştırdı. Sonra da sarığı çözüp ona beyaz sarık sardı ve arkasından dört parmak sarkıttı.”[6]

Bezzâr’ın, Taberânî’nin (el-Evsat’ın bir baskısındaki) rivayetlerde “İşte böyle sarık sar ey İbn Avf; bu, en maruf (iyi) ve en güzel olandır” ilavesi de vardır. Taberanî’nin “A’reb ve Ahsen” rivayetleri de aynı manayı anlatır.

Ubeydullah Kansızoğlu

 


 

[1] Bakara, 69. Ayet-i kerime

[2]     Abdurrezzak (3/428, H:6198), Ahmed (5/12), Nesâî (5323), Taberânî, el-Kebîr (7/234,H:6976), Hâkim (4/205) Hâkim, “Buhârî ve Müslim’in şartına göre sahihtir” dedi.

[3]     Ahmed (5/19)

[4]     Ahmed (5/20)

[5]     İbnu Mâce (3567)

[6]     Hâkim (4/540-541) Hâkim, ‘Bu sahîhtir’ dedi ve Zehebî onu tasdik etti. Hadisi, “Beyaz sarık” ifadesi bulunmayan benzer lafızlarla,

       Taberânî, Müsnedü’ş-Şâmiyyîn (2/390-391,H:1558, Müessesetü’r-Risâle,1409), el-Evsat (5/340-341,H:4668, Mektebetü’l-Meârif,1415) ve başkaları da rivayet etmişlerdir. İthafu’l-Hıyarati’l-Mehare (7/446)

NOT: Önce Mizan Dergisi Şubat 2013 Sayısından, sonra iktibâs eden Reddul Muhtar sitesinden alınmıştır.