PAYLAŞ

Allâh-ü Te’âlâ Kur’ân-ı Kerîm’de bizlere Nûr Sûresi 31. âyetiyle örtünme ve mahremlik ilişkilerini açık ve tartışmaya mahal bırakmayacak şekilde bildiriyor. Nûr Sûresi meâli ve tefsirli meâline bakarak, uyulması farz olan, dolayısıyla öğrenilmesi de farz olan bu konudaki bilgimizi tazeleyelim.

Ayet meâlen şöyle:

وَقُل لِّلْمُؤْمِنَاتِ يَغْضُضْنَ مِنْ أَبْصَارِهِنَّ وَيَحْفَظْنَ فُرُوجَهُنَّ وَلَا يُبْدِينَ زِينَتَهُنَّ إِلَّا مَا ظَهَرَ مِنْهَا وَلْيَضْرِبْنَ بِخُمُرِهِنَّ عَلَى جُيُوبِهِنَّ وَلَا يُبْدِينَ زِينَتَهُنَّ إِلَّا لِبُعُولَتِهِنَّ أَوْ آبَائِهِنَّ أَوْ آبَاء بُعُولَتِهِنَّ أَوْ أَبْنَائِهِنَّ أَوْ أَبْنَاء بُعُولَتِهِنَّ أَوْ إِخْوَانِهِنَّ أَوْ بَنِي إِخْوَانِهِنَّ أَوْ بَنِي أَخَوَاتِهِنَّ أَوْ نِسَائِهِنَّ أَوْ مَا مَلَكَتْ أَيْمَانُهُنَّ أَوِ التَّابِعِينَ غَيْرِ أُوْلِي الْإِرْبَةِ مِنَ الرِّجَالِ أَوِ الطِّفْلِ الَّذِينَ لَمْ يَظْهَرُوا عَلَى عَوْرَاتِ النِّسَاء وَلَا يَضْرِبْنَ بِأَرْجُلِهِنَّ لِيُعْلَمَ مَا يُخْفِينَ مِن زِينَتِهِنَّ وَتُوبُوا إِلَى اللَّهِ جَمِيعًا أَيُّهَا الْمُؤْمِنُونَ لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَ

İmanlı kadınlara de ki; gözlerini yumsunlar ve tenasül uzuvlarını korusunlar. Kendilerinden görünenler dışında ziynetlerinimeydana çıkarmasınlar, kendilerinden görünen şeyler dışındasüslerini açığa çıkarmasınlar. Örtülerini başlarından doğru yakaları üzere atsınlar. Ziynetlerini açmasınlar, ancak kocalarına veya babalarına yahut kocalarının babalarına ya da oğullarına veya kocalarının oğullarına yahut erkek kardeşlerine ya da erkek kardeşlerinin oğullarına veya kız kardeşlerinin oğullarına yahut kendi kadınlarına ya da sağ ellerinin mâlik bulunduklarına veya erkeklerden ihtiyaç sahibi olmadıkları halde peşe takılanlara yahut kadınların avretlerinden haberleri olmayan o çocuklara müstesnâ. Gizlemekte oldukları o ziynetleri bilinsin diye ayaklarıyla da vurmasınlar. Ey mü’minler. Hep birlikte Allâh’a tevbe edin. Ta ki siz felaha erabilesiniz.

Bir de âyetin tefsirli meâlini okuyarak yüksek ilim ve anlayış sahibi kimseler vasıtasıyla ayetin açıklanan mânâsı ve işaret ettiklerine hakıyla vakıf olmaya çalışalım:

İmanlı kadınlara de ki; gözlerini (erkeklerin ve kadınların avret yerlerine bakmaktan) yumsunlar ve tenasül uzuvlarını (zinadan ve şehvetle birbirine sürtünmeden) korusunlar. (Örf ve âdete göre, zorunlu olarak) kendilerinden görünen (yüzlerler, ayaklar ve el)ler dışında ziynet (mahalleri olan vüzutlarının diğer)lerini meydana çıkarmasınlar / kendilerinden (âdet gereği) görünen (yüzük ve kına gibi) şeyler dışında (örtünmesi gereken bilezik, halhal, küpe ve gerdanlık gibi) süslerini (bile) açığa çıkarmasınlar /! Örtülerini başlarından doğru (cahiliyet devrinde olduğu gibi arkalarına doğru değil de,) yakaları üzere (, gerdanlarını, göğüslerini ve tüm vücutlarını kapatacak ve şekil belli etmeyecek bir halde) atsınlar! (Gizlemeleri gereken) ziynet (yer)lerini (hiçbir kimseye) açmasınlar; ancak kocalarına veya babalarına yahut kocalarının babalarına ya da oğullarına veya kocalarının (başka hanımlarından olan) oğullarına yahut erkek kardeşlerine ya da erkek kardeşlerinin oğullarına veya kız kardeşlerinin oğullarına (ya da amca ve dayıları gibi müebbet mahremlerine) yahut kendi(leri gibi imanlı ve hür) kadınlarına ya da (kâfir de olsa câriyelerden) sağ ellerinin mâlik bulunduklarına veya (kadını erkekten ayıramayacak derecede bunak veya ahmak) erkeklerden (kadınla cinsel ilişkiye karşı) ihtiyaç sahibi olmadıkları halde (sadece arta kalan yemekler için) peşe takılanlara yahut kadınların avret (yer)lerinden haberleri olmaya(cak kadar küçük ola)n o çocuklara (açıvermeleri) müstesnâ. (Halhal gibi) gizlemekte oldukları o ziynetleri bilinsin (de kendilerine meyledilsin) diye ayaklarıyla da (yere) vurmasınlar! Ey mü’minler! Hep birlikte Allâh’a tevbe edin! Tâ ki siz (iki cihan saâdetine kavuşarak) felaha erabilesiniz!

Meâl ve Tefsirli meâl, Mahmud Efendi Hazretlerinin (K.S.) Kur’ân-ı Mecîd ve Tefsirli Meâli Âlisi‘nden aynen alınmıştır.