PAYLAŞ

Allâh Te’alâ Âli ‘İmran sûresi 105. âyette buyuruyor: Kendilerine apaçık deliler geldikten sonra parçalanıp ayrılığa düşenler gibi olmayın. İşte onlar için büyük bir azap vardır. Efendimiz Muhammed Mustafa sallallâhu ‘aleyhi vesellem de buyuruyor: Kim bir kavme benzemeye çalışırsa o da onlardandır (Ebû Dâvud, Libas). Yahudi ve hristiyanlara benzemeye özenmeyin (Tirmizi, İstizan 7, Edep 41). Müslümanın yılbaşı, Zilhiccenin son günü akşamından sonra gece ile başlayan; Muharrem ayının 1. günüdür. Üstelik önemi anılan hicret, kaçınılan, sakınılan da ehl-i kitap (Yahudi ve hristiyanlar) ile müşriklere benzemektir.

 

 Allâh Te’alâ Âli ‘İmran sûresi 105. âyette buyuruyor:

وَلاَ تَكُونُواْ كَالَّذِينَ تَفَرَّقُواْ وَاخْتَلَفُواْ مِن بَعْدِ مَا جَاءهُمُ الْبَيِّنَاتُ وَأُوْلَئِكَ لَهُمْ عَذَابٌ عَظِيمٌ

Kendilerine apaçık deliler geldikten sonra parçalanıp ayrılığa düşenler gibi olmayın. İşte onlar için büyük bir azap vardır. Efendimiz Muhammed Mustafa sallallâhu ‘aleyhi vesellem de buyuruyor: Kim bir kavme benzemeye çalışırsa o da onlardandır (Ebû Dâvud, Libas). Yahudi ve hristiyanlara benzemeye özenmeyin (Tirmizi, İstizan 7, Edep 41).

Müslümanın yılbaşı, Zilhiccenin son günü akşamından sonra gece ile başlayan; Muharrem ayının 1. günüdür. Üstelik önemi anılan hicret ve kaçınılan, sakınılan da ehl-i kitap (Yahudi ve hristiyanlar) ile müşriklere benzemektir.

Receb ayı ile üçaylara girdiğini farkeden, kandillerini gününde bile olsa farkedip bir an olsun Allah’ı ve Peygamberini (s.a.s.) anan, Ramazan ayında orucunu ibadet bilerek ifa eden, Ramazan ayının son gününden sonra bayram eden, Zilhiccenin 10. günü Kurban bayramını idrak ve edâ eden kişi, aslında “ben müslümanın, Allah’ın emrettiği, Peygamberin (s.a.s.) işaret ettiği yolu hak yol bilirim” diyen kişidir.

Müslüman kişi nasıl olur da “bir” bildiği, iman ettiği yüce Yaradanın men ettiği bir hâl içinde bulunup, o hâl içinde canını teslim etme riskini alabilir? Öyle ya; hangi hâl ve edâ içinde iken emrin vâki olup, şu bir sıkımlık canımızın hakettiğimiz şekilde alınacağını bilebiliriz miyiz? Allah muhafaza, televizyon başında, eğlence, zevk-ü sefa esnasında, Allah’ın ve Peygamber Efendimizin (s.a.s.) sözü dışında bir tavır halinde iken, gaflet üzreyken… Velhâsıl zahiri yahut batında Allah’ı anmaktan gayri bir hâl içinde iken ölüm gelmeyeceğini nereden bilebiliriz? Üstelik Allah’ın zikrinden bu kadar da uzakken.

Rasûlullah Efendimiz (s.a.s.) ne buyurmuştu?

المرء مع من احب

Kişi sevdiğiyle beraberdir.

Hz. Enes (r.a.) bu hadîsi duyduğunda sevindiği kadar hiç bir zaman sevinmediğini bildiriyor. Çünkü o Allâh ve Rasûlünü (s.a.s.) seviyordu. Seviyordu ama bizim gibi yalnız diliyle değil, her hâliyle bunu ona bakınca anlamak mümkün idi. Çünkü O’nun dediğini yapıyor, emrine uyuyor, sünnetini taklid ediyor, O’nun bayramını kutluyor, Onların razı olduğu işlerle meşgul oluyor, razı olmadıklarından kaçınıyordu. Men ettiklerine yaklaşmıyor, Onların sevdiğini seviyor, sevmediğini sevmiyordu. Ondaki ittibâ ancak bir sevginin getirdiği ittibâ idi. Sevmek elbette uymakla olur.

Sevdiğimiz Muhammed Mustafa (s.a.s.), sevdiğimiz hulefa-i râşidin, sevdiğimiz cümle sahabi (r.a.e.), tabiîn, tebeüt tabiîn, gelmiş geçmiş meşayıh ne dediler, ne yaptılar?

İlle de sevdiğimiz Allâh’ın (zülcelali vel ikrâm) emrine uydular. İlle de ehl-i kitap ve müşriklere benzemekten kaçındılar. Onların yaptıklarını aynı şekilde yapmadılar, onlarla özel dostluklar kurmadılar, onlara tavırdan şekle her konuda benzemekten kaçındılar, onları asla taklit etmediler. Çünkü bunları yapmak onları (ehl-i kitap ve müşrikleri) sevmek olurdu. Oysa Allâh Mümtehine Sûresi ilk ayetinin başında buyurmuştu ki:

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا لَا تَتَّخِذُوا عَدُوِّي وَعَدُوَّكُمْ أَوْلِيَاء

Ey iman edenler! Benim de düşmanım, sizin de düşmanınız olanları dost edinmeyin…

Bizim dilde sevdiklerimiz özde bu sözün sahibini (celle celallühü) gerçekten sevdiler ve emrine uydular. Bizim sözde, dilde sevdiklerimiz, bu sözün sahibinin düşmanı olanları dost edinmediler, taklid etmediler ve dahi o düşman olanlara şekil ve edâda benzemekten hayâ ettiler. Onların hayasını Rasûlüllah Efendimiz Muhammed Mustafa (s.a.s.) şöyle bildirmişti:

الحياء من الايمن

Hayâ imandandır.

Yaklaşan yılbaşı gayrimüslim yılbaşışıdır, müslümanın yılbaşı değil. Yaklaşan gayrimüslim yılbaşısı Müslümanın gayrimüslime benzemesi için şeytanın bir fırsatı, ancak belki de Müslümanın Allâh’a yönelmesi ve Allâh’ın sevmediği amellerden yine Allâh’a kaçması için kendisine bir fırsattır.

İçimizdeki Allâh ve Peygamber sevgisini muhafaza etmenin yolu, o kalb kabına başka sevgi koymamaktan, varsa derhal tahliye etmekten geçiyor. Bu konudaki eksikliğimizi küçümsemek, ertelemek, önemsizleştirmek, Allâh muhafaza helakımızla sonlanacak yola girmemize vesile olur. Allâh zülcelâli velikram Zariyat sûresi 50. ayetinin başında ne buyurmuştu:

فَفِرُّوا إِلَى اللَّهِ

O halde hemen Allâh’a kaçın…

İki cihân Peygamberi, Habibullah (s.a.s.) buyurdular ki:

هلك المسوفون

Erteleyenler helâk oldu!

Allah’ın emrine, Peygamberin (s.a.s.) emrine ve sünnetine uymakta acele edelim inşeallah. “Televizyonlu odadan televizyonsuz odaya geçmek hicrettir” buyurulduğu şu zamânda, helâk olan kavimlere benzemekten Allâh’a sığınarak, kurtuluşu müjdelenmiş olanların hâl ve hareketlerine doğru kaçalım, hicret niyetiyle kaçalım inşeallah. Helâk olanlara benzememek için yırtınalım, kurtulanlara benzemek için nefsimizi harap edelim. Gayrimüslimin yılbaşı gecesinde müslüman gibi davranalım, öncesinde ve sonrasında tavırlarımız onların tavırlarına, sözlerimiz onların sözlerine benzemesin. İmam-ı Rabbani (K.S.) buyurduğuna göre, “nefsinin arzusundan, haramdan kaçmak, nafile ibadetten evlâdır”. Bu sözün anlamı mucibince, gayrimüslimlerin şu özel günlerinde onlara herhangi bir şekilde benzememek için âdetlerimizden olsun yine de vazgeçelim. Kabirde Rabbim Allâh’dır, Peygamberim Muhammed Mustafa’dır (s.a.s.), din gününde “Rabbim, ben sana iman ettim, emrinle amel ettim, men ettiğinden kaçındım” diyebilmek için bugünden Allâh’a kaçalım.

 

Kelâm-ı Kibâr (Mahmut Efendi Hazretlerinden (Kuddise Sirruhu))

Kur’an nûrdur, ayetleri de nûrdur, kim Kur’an’ı okursa o da nûr olur.

Kim televizyon seyrederse, gavurun oyuncağıdır.

Aklına uyma, Kur’an’a uy. Aklına uyarsan seni eve bile götürmez.

Bugünkü tahsil ölümden ötesini haber vermiyor. Buna siz nasıl yüksek tahsil diyorsunuz?

Televizyon iğne ucu kadar iyi şey gösterse, dağ kadar yalan söyler.

Kur’an’ı sevsen evinde televizyon olmaz.

Temizlenmek isteyen temizlensin, yoksa ateş temizleyecek.

Televizyon bizi batırır, cehenneme yatırır.

Ya Rabbi; Bu dünyayı bize hakir, ahireti kebir, seni de ekber göster.